Organik tarım
Organik tarım yapılan alandan bir örnek
Organik (ekolojik) tarım, belirli kural ve gereklilikler çerçevesinde yapılan , toprağın kendi kendini yenilemesini sağlayan toprağı ve doğayı sömürmeyen bir tarım yöntemidir.
Organik Tarım; üretimde kimyasal katkı kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim şeklidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Organik tarımın geçmişi 19..yüzyılın sonlarına dayanmaktadır.
Önceleri çok çeşitli yöntemler ve fikirler geliştirilmiş, tüm bu yöntemler ve fikirler incelendiğinde gelinen nokta; ekolojik dengenin korunarak, bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte yapılması, dolayısıyla üretimden tüketime kısa devrelerin kurularak kendi kendine yeterliliğin sağlanmasıdır.
Bu özelliği nedeni ile 1915-1946 yılları arsında popüler olan organik tarım 1950 yılından sonra ABD’nin Marshall yardımı ile önemini yitirmiş, sağlanan ekonomik katkılar ve aşırı desteklemeler sonucu entansif tarım süratle yayılmış, makineleşme, kimyasal ilaç ve gübreler ile kimyasal katkı maddeleri kullanılmaya başlanılmıştır.1960’lı yılların sonunda AB’nin uyguladığı tarımsal destekleme politikaları, 1971 de pestisitlerin ve kimyasal gübrenin keşfi de bu gelişmeye katkıda bulunmuştur.
Başlangıçta “Yeşil Devrim” olarak adlandırılan bu tarımsal üretim artışının dünyadaki açlık sorununa bir çözüm getireceği sanılmaktaydı ancak beklenilen olmadı, aksine doğal dengeyi ve insan sağlığını süratle bozduğunu gören kişi ve gruplar bu konuda araştırmalara başlamışlardır. Bu araştırmaların sonucunda bilim çevreleri ve sivil toplum örgütlerinin baskısıyla 1978 yılından itibaren DDT grubu pestisitlerin kullanımı Amerika Birleşik Devletlerinden başlayarak tüm dünyada yasaklanmıştır. Bu durum organik tarımın tekrar gündeme gelmesini sağlamış 1980 yılından sonrada tüketicilerin baskısıyla ticari bir boyut kazanmıştır. ABD’de 0-2 yaş grubu çocuk mamalarının ürtiminde organik ürünlerin kullanılmasını zorunlu tutan yasanın da bu ticari boyuta katkısını belirtmek gerekir.
Organik ürün üretimini ticari bir faaliyet haline gelince beraberinde kontrol ve sertifikasyona ilişkin yasal düzenlemeler gündeme gelmiştir. Avrupa’da önceleri her ülke kendine göre bazı düzenlemeler yapmış, daha sonra 24 Haziran 1991 tarihinde Avrupa Topluluğu içinde organik tarım faaliyetlerini düzenleyen 2092/91 sayılı yönetmelik yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ülkemizde organik tarım faaliyetleri 1985 yılında Avrupa’daki gelişmelerden farklı şekilde, dış ülkelerin ihtiyaç ve istekleri karşısında ihracata yönelik olarak başlamıştır. Önceleri ithalatçı ülkelerin bu konudaki mevzuatına uygun olarak yapılan üretim ve ihracata, 1991 yılından sonra Avrupa Topluluğunun yukarıda adı geçen Yönetmeliği doğrultusunda devam edilmiştir. Daha sonra 2092/ 91 sayılı yönetmeliğin 14 Ocak 1992 tarihinde yayımlanan 94 /92 sayılı ekinde; Avrupa Topluluğuna organik ürün ihraç edecek ülkelerin uymak zorunda olduğu konular ayrıntıları ile belirtilmiş ve ülkelerin kendi yönetmeliklerini uygulamaya koymaları ve bu yönetmeliğin de dahil olduğu çeşitli teknik ve idari konuları içeren bir dosya ile Avrupa Topluluğuna başvurmaları zorunluluğu getirilmiştir.
Avrupa Topluluğu’ndaki bu gelişmelere uyum sağlamak üzere Tarım ve Köy işleri Bakanlığı çeşitli kurum ve kuruluşların işbirliği ile Yönetmelik hazırlama çalışmalarına başlamış ve “Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik” 24.12. 1994 tarihli ve 22145 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmeliğin bazı maddelerinde uygulamada rastlanılan aksaklıkları gidermek ve organik tarım çalışmaları sırasında yapılacak yanlışlıklara karşı uygulanacak yaptırımların da yönetmelikte yer alması için, 29.06.1995 tarihli ve 22328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile değişiklik yapılmıştır. Daha sonra 11.07.2002 tarihli ve 24812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir. Organik ürünlerin üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair kanun tasarısı Hükümetin acil eylem planı içerisinde yer almış ve 5262 sayılı “Organik Tarım Kanunu” 03.12.2004 tarihli ve 25659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu Kanuna gereğince hazırlanan “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” 10.06. 2005 tarihli ve 25841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Organik Tarım Kanun ve Yönetmelik esaslarına göre üretilen bitkisel ve hayvansal tüm ürünler organik olarak değerlendirilir ve Yönetmelikte ayrıntıları verilen etiket ve özel organik tarım logosu ile pazarlanır.
“Avrupa Topluluğuna Organik Ürün İhraç Eden 3.Ülkeler” listesinde yer almak üzere de gerekli bilgileri içeren bir “Teknik Dosya” hazırlanarak öngörülen süre içinde Dışişleri Bakanlığı kanalıyla resmi başvuru yapılmıştır.
ORGANİK ÜRÜN ALIRKEN:
Bir ürünün organik olup olmadığına gözle bakarak veya elimizle inceleyerek karar vermemiz mümkün değildir. Bir ürünün organik olup olmadığını bitkisel laboratuarlar haricinde hiç kimse belirleyemez. Unutmayalım ki bu ürüne çok güzel koku ve tat verecek kimyasal gübreler piyasada fazlası ile mevcuttur. Laboratuar şartlarına sahip değilsek ya satıcıya güveneceğiz veya o ürünü kendimiz yetiştireceğiz başka çare yok.
Avrupa topluluğunda uygulanılan Organik Tarım İlkeleri ihraç ürünleri dışında ülkemizde ne yazık ki uygulanmıyor. Çarşıdan pazardan organik diye aldığımız bir çok ürün ne yazık ki organik değil. Türkiye Avrupa da sebze üretiminde birinci sırada fakat iç piyasa için üretilen ürünlerin sadece %5 organik. Bunun sebebi ülkemiz şartlarında organik tarım ilkelerinin uygulanabilirliğinin oldukça güç olması. Bu uygulanması zor olan ilkelerin bir kaçını hatırlayalım.
1. Organik tarım yapılacak saha otoyollardan en az 2km uzakta olacak
2. Tohum organik olacak( Biraz zor bulursunuz)
3. Toprak hazırlığında kesinlikle motorlu araç kullanılmayacak
4. Kimyasal gübre ve ilaç kullanılmayacak
5. Hasat sırasında ürünün tarladan uzaklaştırılmasında at arabaları veya insan gücü kullanılacak
6. Ürün ambalajları kesinlikle organik olacak
Genel tarım metodu ile 1 dönüm bahçeden 2 ton domates alıyorsanız. Organik tarım metodunda aynı tarladan 500kg ürün alırsınız. Buda ürünü 4 kat daha pahalıya pazara çıkartmak demek. Organik tarım kültürünün ve ekonomik altyapının olmadığı bir ülkede organik tarımcının ciddi gelirler elde etmesi düşünülemez.
Bir sonraki yazımız da toprak hazırlığından ürün hasadına kadar amatör bir organik sebze bahçesi oluşturacağız.
Tags: ekolojik denge, gübre satılan yerler, gübreleme, hasat zamanı, kimyasal gübreler, marshall yardımı, organik tarim, organik tarım nasıl yapılır, organik tarım nedir, organik tarım yapılan yerler, organik tohum, organik ürünler, tohum, yeşil devrim